Uçmak İçin Gereken Tek Şey Biraz Peri Bacası...

p_shutterstock_374447530jpg.jpg

Ben masallarla bezeli bir çocukluk geçirdim. Benim için o kadar gerçek ve güzellerdi ki sahip olduğum en muhteşem oyuncak onlardı. O kadar çok masal ve hikâye dinledim ve öğrendim ki günün birinde en azından bir tanesinin içinde yaşamanın nasıl bir his olduğunu hep merak ettim. Peri masalları ve folklorik öyküler içinde belki de en bilinenlerinden biri Peter Pan’dır sanırım. Bu hiç büyümeyen, periler ile birlikte yaşayan afacan çocuk, çocukluğun güzelliğini en iyi yansıtan masallardan birinin kahramanı. Hepimizin merak ettiği, yapabiliyor olsak sonuna kadar keyfini çıkartacağımız bir yeteneğin de yegâne sahibi. Uçmak.

Kapadokya bölgesine ilk gittiğimde 11 yaşındaydım. Tüm o doğal güzellikler karşısında büyülendiğimi hatırlıyorum. O kadar heybetli, büyük ve yıkılmaz görünüyorlardı ki, kısacık boyum ve çelimsiz halimle ben yanlarında çok savunmasız hissetmiştim.

Aradan yıllar geçti ve ben üniversiteli bir genç olarak oraya tekrar gitme şansı yakaladım. Bu sefer yanımda ailem de vardı ve benim aksime annem ve babam macera arayan, etrafta denenebilecek ne kadar değişik aktivite varsa denemeye çalışan insanlardır. Kapadokya bölgesinin belki de vitrini haline gelen sıcak hava balonlarını görüp onlarla uçabileceklerini öğrendiklerinde elbette ki onları aksine ikna etmek mümkün değildi. Kabul ediyorum ilk başta pek istekli değildim, sabahın beşinde uyanmak ve o serin havada yollara düşmek fikri hiç hoşuma gitmemişti. Ama ailenizin gözleri heyecan ve merak karışımı bir ışıkla parlıyorsa bu memnuniyetsizlik uzun sürmüyor. Balonun havalanacağı yere geldiğimizde ayaküstü bir kahvaltı ile açlığımızı giderdik, gün ağarırken demlenmiş mis gibi taze çay ve fırından yeni çıkmış çıtır çıtır simit, daha ne olsun.

Bineceğimiz balon 10 kişilik, büyükçe bir balondu, pilotumuz da oldukça enerjik ve keyifli sohbeti olan bir adamdı. Havalanmaya başladığımızda hafif ürperdiğimi kabul ediyorum, ama kısa bir süre sonra duruma alıştım hatta çok keyif almaya başladım. Sanırım bu tüm yolcular için geçerliydi, çünkü herkesin yüzünde bir gülümseme ve gözlerinde büyülenmiş bakışlar olduğunu hatırlıyorum.

,p_shutterstock_364965926.jpg||,

Yerden 1000 metre kadar yükseldiğimiz zamanlar oldu, işte o anlarda görülen manzarayı hiçbir şeye değişmem. Sabah serinliğinde o doğal harikaları seyrederken onların da beni seyrettiğini düşünmüştüm, toprağın üzerinde sabit duran, yürüyen, dallarını göğe açan ne kadar canlı ve cansız varlık varsa, hepsi benimle birlikte nefes alıyor, benimle birlikte yeni güne uyanıyordu. İnanın insan kendisini hem dünyanın tepesindeki bir dev kadar güçlü, hem de bu büyük ve sonsuz doğa içindeki minik bir toz zerresi kadar çelimsiz hissediyor.

Yaklaşık bir saat kadar havada kaldık ve iniş vakti geldiğinde belki de günün en heyecan verici anı başlamış oldu. Çünkü balonu indirebilmek için pilot, yolcular ve aşağıda balon şirketinin aracında bizi izleyen gözetmenler senkronize olarak hareket etmek durumundaydı. Yolcular olarak bizim belli bir iniş pozisyonu almamız, gözetmenlerin iniş yeri için pilotu yönlendirmeleri ve pilotun da hava akımlarına dikkat ederek balonu alçaltması gerekiyordu. Yere birkaç metre kala biz inişin balonda yarattığı hafif sarsıntının etkisiyle küçük birer çığlık attık ve bir kalp atışlık sürede yerdeydik. Tüm yolcular, pilot dâhil, gülmeye başladı ve alkış sesleri yükseldi, o kadar tatlı ve hafif hissettiren bir andı ki şu an yazarken bile gülümsüyorum.

Ardından ilk balon yolculuğunu başarıyla bitirdikleri zaman kutlama olarak şampanya patlatan Montgolfier Kardeşlerin anısına biz de bir şişe şampanya açtık ve ekipten yolculuğu başarıyla bitirdiğimize dair birer sertifika aldık. Sanırım sadece manzaranın keyfini çıkartıp sohbet ederek kazanılan tek sertifika bu olsa gerek.

Hayatımda yaşadığım en harika anlardan biri olan o bir saatlik geziyi yıllar geçse de unutmayacağımı biliyorum. Belki Peter Pan ve Tinkerbell’in peri tozu efsanesi gerçek değil, ama en azından ben “peri bacaları" ile uçarak o hikâyedeki sihri bir nebze de olsa gerçek kılabildim. Eğer siz de masallara, perilere ve sihre inanıyorsanız, Kapadokya sizi bekliyor.

Yorumlar

Yorum yazınız